DÖNÜŞÜN MUCİZESİ

Sonra durup ardına bakmadan,
Suları çekilmiş bir denizin
Derin sessizliğine gömdü geçmişini.
Kapatıp gözlerini, nefes almadan, dimdik…

Yağmur tepeden tırnağa silerken her şeyi,
Bir tek gözlerinde kalmıştı günahlarının izi.

Hayalleri vardı… Evet, o kimsenin aklına gelmeyen;
Çocukluğunda büyütüp bir gün umuduyla gökyüzüne astığı…
Ki onları da bir mevsim öncesi,
Martı çığlıklarında dalgalara gömüp kaçtığı.

Ta uzaklardan, gecenin bile çekindiği dağın doruğundan
Bir rüzgâr süzülüp sokuldu yanı başına.
Dolaştı etrafında hissiz ve soğuk;
Saçlarını savurdu Pamir’den Kaf Dağı’na.

Üzerinde ne var ne yoksa hasır çuvala koydu;
Çil çil döküldü tüm serveti,
Öyle ki doğduğu ilk haliyle kaldı,
Bir nefeslik varlıkta, zamandan arınmış…

Bir ses yükseldi, iyi niyetin en masum haliyle;
Oysa duymasına imkân yoktu kendinden başkasını.
“Ey insan, nereden geldiğini unutma!”
Yankılandı sözler, dönüp yüzüne çarptı;
“Ey insan, nereden geldiğini unutma!”
Ve derinden, kadim bir ses yükseldi yine:
“Ey insan, nereden geldiğini unutma!”

Yalpalayıp yere düştü;
Ellerine batan cam kırıkları değil, kendinde saklı dökülenlerdi.
Her dökülene bir gözyaşı değdi, her damla yeni bir can verdi.
Dirildi…

Çok sonra fark etti kırlangıç seslerini;
Bu, ne zamandır duyduğu en güzel sesti.
Yerde, bir gökyüzü kadar birikmiş umut kırıntıları;
Gün ışığı, cam tavan ve kanat sesleri…

Nihayet gülümsedi kalbi.
Eğildi, çocukluğunun alnından öptü;
Sardı tüm bedenini, kefen misali bir örtüyle.
Gülümsedi gökyüzüne, selam verdi kendisine.

Mucize gibiydi;
Ve zaman yeni baştan başlamıştı.

— Serpil Eser

Paylaş

Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş.

Değerlendirme

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Ortalama: 0 / 5
Toplam oy: 0

En Çok Okunan Şiirler

ZARİF BİR MESELE

ZARİF BİR MESELE

Sevmek belki, sebebini bilmeden, Gülmek, bir neden bulup. Görmek, ardında ne kaldığını…

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir